19 Eylül 2008 Cuma

DAHA ÇOK GENÇSİN

Başlattığımız kampanyaya destek alMak için 6 gün önce bir dernek toplantısına katılmıştık 3 arkadaş.Karşımdaki saçları beyazlaşmış adam,aramızda ağabey dediğimiz saygın bir kişiydi.Konuşmamı çok beğenmişti.
-Seni kutlarım.Çok güzel konuştun,çok doğru şeyler söyledin bana gençliğimi hatırlattın,keşke söylediğin şeyler olabilse ama daha çok gençsin.Çok yorulacaksın.Çok kırılacaksın.Söylediğin şeylerin bir türlü olmadığını göreceksin,üzüleceksin.Genede kutlarım konuşman çok güzeldi dedi.
Doğrusu bu kutlamaya hiç sevinmemiştim,diğer arkadaşlarımın yaptığı gibi sessiz kalamazdım;Çünkü orada bulunmamızın bir amacı vardı.Sayın ağabeyimin yorumu cesaret kırıcıydı.O konuşmadan aklımda kalan sözcükler " DAHA ÇOK GENÇSİN"oldu.daha çok gençsin daha çok gençsin anlaşaılan bu sözleri daha çok duyacaktık.
Bu sözlerde övgüden çok yergi vardı,hafife alma vardı,küçümseme vardı.
"daha çok gençsin.Deneyimsizsin.Gerçekleri bilmiyorsun.Önündeki engellerden haberin yok.Zamanı gelince hanyayı konyayı anlayacaksın.Yazık olacak,başını sert taşlara vuracaksın,iyi niyetlisin belli ama daha hiç birşeyi bilmiyorsun.Daha çok gençsin.
Kısaca teşekkür edip geçebilirdim ama olmadı işte.İçimdeki isyan kımılda dı.
--BİZ daha çok genç olarak istediklerimizi yapmaya çalışacağız.Yapaağız da.BİZ daha çok genç olarak başarımızı göreceğiz.Belli olmaz sizde görebilirsiniz.dedim ve müsade istedik.

Ağabey alındığımı sandı.Yanıtımıda çok saygılı bulmamıştı.
---Umarım demeyle yetindi.
sevgili ağabeyim ummak değil çocukların okuması için kitap gerekiyor,kitaplaı elde etmek içinde çalışmak gerekiyor.
Abi basit duyguların adamı değidi.Titizlenip bana haddimi bildirmeye kalkmadı.aksine yumuşak bir sesle.
Doğru dedi yapmak gerekiyor.Biz yapamadık sizin yapmanızı çok isterim.Cesaretin hoşuma gitti.Devam.Başarılar.
Cesaret mi farkında bile değildim.düşündüklerimi (düşündüklerimi değil düşündüklerimizi orada grup halinde idik ve ben sadece arkadaşlarımın sözcüsüydüm)söylemiştim.
Düşündüklerimizi söylemenin cesaret ile ne ilgisi vardı?düşündüğümüüz söylemek en doğal hakkımızdı.biz bunun için orada bulunmuştuk.
O toplantıda gençlerin eğitimi hakkında bir çok konu ele alınmıştı.Bizde düşüncelerimizi ortaya koyduk .
Doğru şeyler söyledik,doğru şeyleri savunduk.Biz sadece OKUMAYAN ÖĞRENCİMİZİN KALMAMASINI İSTİYORDUK.BİZ DAHA ÇOK GENÇTİK.
Bu durum neden se o toplantı da alışılmadık bir durum gibiydi.Meslek kuruluşlarında görev almak için yaşlanmış durmuş oturmuş olmak önemli bir özellikti.Kuruluş başkanlarının hep yaşlılar olduğu gibi.Onlar çok şey bilir,büyüklerle iyi ilşkiler kurabilir,kuruluşu önemine uygun biçimde temsil eder,üyelerin haklarını koruya bilirdi.
BİZ BU ANLAYAIŞA KARŞIYIZ.
BİZ MAĞDEM Kİ; DAHA ÇOK GENCİZ BU ÖN YARGIYA KARŞI ÇIKTIK,MÜCADELE ETTİK VE AMACIMIZA ULAŞTIK
Bu mücadele bana gençlikten yana olmayı öğretti.21 yaşında bir genç olarak Gençliğin gelecek değil bugun olduğuna inandım.

Hepsinden önemlisi yazımın başından beri söz konusu olan Değerli Hocam,Büyüğüm SİNAN ağabeyimden dün telefonla bana ulaşıp "gençlere haksızlık etmenin ne büyük kayıplara yol açtığını görüyorum"sözlerini duymak oldu.

VE DEĞERLİ SİNAN HOCAM ELLİ FİDAN SULAMANIN MUTLUĞUNU YAŞADI VE YAŞATTI.


SN.Sinan hocamıza çalışmalarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz

Hiç yorum yok: