
1922’nin aralığı. Düşman yurttan kovulmuş, üç buçuk yıl süren cehennem günleri sona ermiştir. Siyasi görüşmeler olumlu yönde gelişmektedir. Savaş sonrası sular durulmaya başlayınca muhalifler çalışmalarına başlamışlardır. Atatürk liderliğinde yeni atılımlara ve ekonomik kurtuluş savaşına hazırlanılmaktadır. Yurdu kurtardıktan birkaç ay sonra Atatürk, Erzurum milletvekili Süleyman Necati (Güneri), Mersin Milletvekili Salahaddin (Köseoğlu- çolak), Canik Milletvekili Emin (Gevecioğlu) Bey’lerin hazırladıkları bir yasa tasarısı ile Mustafa Kemal Atatürk’ün vatandaşlık haklarından mahkûm etmeyi amaçlamışlardır.
Yasanın (seçim kanunu tasarısı) özeti şudur: B.M.M.’ye üye olabilmek için Türkiye’nin o günkü sınırları içerisindeki bir yerde doğmuş veya beş sene bu yerlerden birinde oturmuş olmak gerekmektedir. Okuldan ayrıldığı andan itibaren cephe cephe arşınlayan; vatanın bütünlüğünü, milletin birliğini koruyabilmek için kendi canını hiçe sayarak tüm Osmanlı topraklarını dolaşan Gazi Mustafa Kemal Paşa’da böyle bir şartın aranması, O’nun doğruca saf dışı edilmesinden başka bir maksat gütmemektedir. Ve kendisi de bu maksadı çabucak kavrayarak gerekli cevabı vermiştir. Aşağıda Gazi’nin, bu üç milletvekilinin teklif ettiği Seçim Kanunu’nun değiştirilmesi hakkında kanun teklifinin 2 Aralık 1922’de B.M.M.’de görüşülmesi sırasındaki konuşması yer almaktadır.
“ Maalesef doğum yerim bugünkü sınırlar dışında kalmış bulunuyor. İkincisi, herhangi bir seçim bölgesinde beş yıl oturmadım. Doğum yerim bugünkü sınırlarımız dışında kalmıştır. Fakat bunun böyle olmasında benim katiyen bir kasıt ve kabahatim yoktur. (meclisten haşa paşa hazretleri sesleri). Bunun sebebi bütün memleketimizi, milletimizi mahv ve perişan etmek isteyen düşmanların, harekâtında muvaffak olmaktan kısmen men edilememiş olmasıdır.”
“Eğer düşmanlar tamamen maksatlarında muvaffak olmuş olsalardı Allah muhafaza etsin, bu yasa tasarısına imza koyan efendilerin dahi memleketleri sınır dışında kalabilirdi. Bundan başka, bu maddenin istediği şartı taşımıyorsam, yani beş yıl sürekli bir seçim bölgesinde oturmamışsam o da bu vatana ifa ettiğim hizmetler yüzündendir.”
“Eğer bu maddenin istediği şartı yerine getirmeye çalışsaydım, İstanbul’u kazandırmaktan ibaret olan Arıburnu ve Anafartalar’daki müdafaalarımı yapmamaklığım lazım gelirdi. Eğer ben, bir yerde beş sene oturmaya mahkum olsaydım, Bitlis ve muş’u aldıktan sonra Diyarbakır’a doğru genişleyen düşman karşısına çıkamamaklığım, Bitlis ve Muş’u kurtarmaktan ibaret olan bu vatani vazifemi yapmamaklığım lazım gelirdi.”
“Bu efendilerin istediği şartlara sahip olmak isteseydim Suriye’yi tahliye eder, orduların enkazından Halep’e bir ordu teşkil ederek düşmana karşı müdaffa etmemekliğim ve bu gün milli hudut dediğimiz hududu fiilen tesbit etmemekliğim lazım gelirdi”
“Ben zannediyorum ki bu hizmetlerimden dolayı milletimin muhabbetini ve sevgisini kazandım (hay hay sesleri). Belki bütün İslam dünyasının muhabbet ve tevecühünü kazandım. Onun için, bu teveccühlere karşılık vatandaşlık hukukundan düşürüleceğimi hatıra getirmezdim. Tahmin ediyorum ki yabancı düşmanlar bana suikast etmek suretiyle memleketimdeki hizmetlerimden beni koparmaya çalışacaklardır. Fakat hiçbir zaman hatır ve hayalime getiremezdim ki bu yüksek Meclis’te ve lev iki üç kişi olsun, aynı zihniyette kişler bulunabilsin...
Evet, eğer bu tasarı yasalaşsaydı, ulusal önderimiz ve kurtarıcımızın elindeki tüm vasıflar alınacak, kendi kurtardığı yurdun belkide sınırları dışına atılacaktı. Ve bu cümlelere daha onlarcasını eklemek olanaklıdır. Hatta günümüzle bağdaştırıp, benzer durumlardan çıkarımlar dahi yapabiliriz. Ancak bunları yazmanın bu milletin kıvrak zekâsına hakaret olduğunu düşünüyorum. Çünkü daha başlığı okuduktan sonra, gereken çıkarımların yapıldığından eminim.
Saygılarımla...
KAYNAKÇA:
BORAK.S., Mustafa Kemal Atatürk’ün Vatandaşlıktan Çıkarılması, Kırmızı Beyaz, eylül, 2004
Prof. Dr. KOCATÜRK. U., Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Araştırma Merkezi, 1999

