24 Eylül 2008 Çarşamba

OSMANLI DEVLETİ BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI\'NA NEDEN GİRDİ ?

Ders kitaplarımız Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girişini şöyle anlatır:" Savaş başladığı günlerde iki Alman savaş gemisi (Goben ve Braslow) bir İngiliz donanmasının önünden kaçarak Osmanlı Devleti'ne sığındı. Osmanlılar bu iki gemiyi satın alarak bunlara Yavuz ve Midilli adını verdi. Bu iki gemi öteki Osmanlı gemileriyle birlikte Enver Paşa'nın emriyle gizlice Karadeniz'e açıldı ve Rusya'nın limanlarını bombaladı. Böylece bir OLDU-BİTTİ ile Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına girmiş oldu. " Bu bilgileri hemen hepimiz anımsarız. Bu anlatım, Osmanlı tarihçilerinin ya da zamanın İngiliz işbirlikçisi Damat Ferit Paşa'nın politik yorumudur.Ne yazık ki ulusal tarih anlayışımıza bile uymayan bu görüş bir çok öğretmen arkadaşımız tarafından öğrencilerine belletiliyor.
İŞİN ASLINA BAKALIM: Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti\'nin Almanya'nın tam denetimine girmesi nedeniyle İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ni gözden çıkarmış ve Doğu Akdeniz'deki çıkarlarının bekçiliği görevini Rusya'ya vermiştir. Ayrıca Rusya, çıkacak olan bir savaşta Doğudan Almanya'ya saldıracak ve Almanya'nın Avrupa'daki gücü kırılacaktır. İngiltere ve Fransa bu durumu 31 Ağustos 1907 tarihinde imzaladıkları Reval Antlaşması'yla bağıtladılar. Bu antlaşmayla Rusya Balkanlarda, Kafkasya'da serbest bırakılmış ve Boğazlarda egemenlik kurmasına izin verilmiştir. Osmanlı Devleti İngiltere ve Fransa'ya karşı giriştiği diplomatik çabalarda bu paylaşımı engelleyememiştir. Kısaca Osmanlı Devleti savaşa girse de girmese de Boğazlar Rusya'ya verilecek ve paylaşım planı yaşama geçirilecektir. O zaman Osmanlı Devleti'nin tek seçeneği kalmıştır: SAVAŞA KATILMAK VE BU PLANIN GERÇEKLEŞMESİNİ ÖNLEMEK. Elbette bunun dışında başka kazanımları da olacaktır. Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesi bir devlet politikası ve zorunluluktur. Savaşa girme konusunda Enver Paşa'nın rolüne gelince böyle bir emri elbette Enver Paşa verecektir. Çünkü Enver Paşa, iktidardaki İttihat ve Terakki Partisi'nin en güçlü kişilerinden biridir ve Osmanlı Devleti'nin Harbiye Nazırı ve Erkan-ı Harbiye Başkanıdır. Yukarıda kitaplarda yer alan bakış açısı İttihat ve Terakki düşmanlığının,Aydın düşmanlığının, Savaş galibi emperyalist devletlerin işbirlikçiliğinin ve onlara şirin görünme çabalarının bir sonucudur.
www.atbtarih.net

Hiç yorum yok: